Kategori arşivi: Beyazperde

“Film Tanıtım: Serena “

Serena Havva TUNÇ

George Pemberton(Bradley Cooper) Kuzey Carolina’da aldığı çiftliğinin kredi borcunu ödemesi için banka tarafından sıkıştırılır ve Brezilya’daki çiftliğini teminat olarak göstermesi istenir. George’un itirazına banka yetkilisi ülkenin iktisadi durumunun iyi olmadığı, finans sisteminin krizde olduğu, iflasların yaşandığı bir dönemden geçildiğini (1929 Buhran yılları), banka olarak bir şey yapamayacaklarının belirtiltildiği sahneyle başlayan film seyirciyi heyecanlandırır. Ve arkasından kuzey Carolina Ormanları ve kesilen ağaçlar ve buna karşı duran bir şerif çıkar karşımıza, seyircinin heyecanı doruktadır.

Okumaya devam et

“Film Tanıtım: Paranoia Movie”

paranoia

paranoia

Havva TUNÇ 20.10.2013

Türkçeye Paranoya olarak çevrilen ”Paranoia” gerilim, aksiyon türünde bir film. H.Ford’un baş aktörlüğünün bile filmi kurtaramadığı gerçeğini yüksek sesle haykırır gibi. Bir filmin senaryosu, kurgusu sıradansa kimi oynatırsanız oynatın fark etmiyor. Paranoya yönetmeni fark edilmesini istemediği kötü bir şey varmış gibi onu saklama telaşe içinde sanki. Ve film oldu bittiye getirilmiş izlenimi veriyor.

Okumaya devam et

“FilmTanıtım: War Horse”

  Savaş Atı olarak Türkçeye çevrilmiş bir Steven Spielberg filmi . Micheal Morpurgo aynı isimli çocuk romanından beyaz perdeye aktarılmış. Film, kahraman at Joey’nin doğumu ile başlar. Anne at ve yavrusu Joey arasındaki sıcak ilişki seyirci ile film arasında bağın kurulduğu ilk andır. Joey uzaktan izleyen ikinci kahramanımız  Albert ve onun Joey’e olan ilgisi Joey’nin çiftliğe gelmesiyle başlar. Albert’ın ata olan sevgisi, seyirci ile film arasındaki bağı sağlamlaştırır. Seyircinin filme olan ilgisi filmin gişe başarısının bir ölçüsü olarak alınabileceği gibi seyircinin keyifli vakit geçireceği anlamına gelmektedir.

Albert’ın  Joey'e elma verme sahnesi ünlü bir ressamın fırçasından çıkmış bir tablo veya ünlü bir fotoğrafçının yakaladığı bir kare olarak sinema tarihine geçecek olup seyircinin kendinden geçtiği andır. Albert’ın babasının Joey satın almasıyla Alber ile Joey arasındaki ilişki farklı bir boyut kazanır ve bu ilişki Birinci Dünya Savaşının çıkmasıyla Joey’nin İngiliz subayına satılıncaya kadar sürer.Ve seyirci savaşın acımasız, anlamsız gerçeğiyle karşı karşıya kalır. Filim masalsı bir atmosfer içinde başlar ve sürüp gider. Öyle bir an gelir, Joey’in savaşın korkunçluğu içersinde dengesini ve aklını yitirir ve amaçsızca bir koşu tutturur ve düşünceye kadar koşar. Bütün vücudu dikenli teller sarılmış bir durumda yığılır kalır. Birbirlerine düşman olan tarafların askerleri Joey’ye yardım için savaşı unuturlar ve onu dikenli tellerin esaretinde kurtarırlar.

Okumaya devam et

“Film Tanıtımı:The Artist”

The Artist, sesiz sinemadan sesli sinemaya geçişi aşk öyküsü eşliğinde aktaran bir film. 1920’liler dünyasını gerek kullanılan eşyaları gerek sanatçıların kostümleri gerek dönemim ruhu gerekse de  siyah-beyaz tonda yapılanlar filmi başarılı kılıyor. Ve keza  konunun anlatımı ve oyuncuların özellikle Jean Dujardin performansı oldukça başarılı.

 The Artist anlamlı ve farklı kılan, 1927 döneminin koşullarının ve 1929 bunalımının sinema sektöründeki sarsıcı etkisi ve de sesiz sinemanın yerini sesli sinemaya bırakışı oldukça başarılı aktarılmıştır. Kısacası sinema sektörünün hayatta kalabilmesi için bulunan çözüm sinemanın dinamik karakterinin bir özelliğidir.

Okumaya devam et

“Film Tanıtım: In Time”

 filiz Zamana Karşı olarak Türkçeye çevrilen in time  Andrew Niccol tarafından hem  yazılmış hem de yönetilmiştir.Film, insanların ölümsüz olduğu yaşlanmanın  durdurulduğu herkesin 25 yaşında olduğu,12 zaman bölgesinden oluşan bir zaman diliminde geçer.

Öyle bir filmdir ki bu film, para biriminin zaman olduğu kazançların ve harcamaların saniyelerle saatlerle belirlendiği refah seviyesi yüksek olan zenginlerin sonsuza kadar yaşadığı bir zaman dilimi ancak hangi yıl olduğu belli değildir. Bilinen tek bir gerçek günümüz olmadığıdır.  

Okumaya devam et

“Film Tanıtım: Source Code”

Türkçeye Yaşam Kodu olarak çevrilen Source Code bilim kurgu-aksiyon türünde bir film.Amerikalı asker Kaptan Steven kendini Chicagoya gitmekte olan bir trenin içinde bulur. Karşısında oturan ama tanımadığı genç hanımın ne söylediğini anlamaya çalışırken kendini kapalı bir alanda asker giysisiyle bulur.

Goodwin isimli subay hanımın söylediklerinden Afkanistan savaşında öldüğünü beyninin küçük bir kısmının canlı olduğunu öğrenir. "Kuantum fiziği, paralel evrenler" düşüncesine göre oluşturulan bir programda rol aldığını Chicago’ya giden trene konulan bombanın kim tarafından konulduğunun öğrenmesi gerektiği görevinin kendisine verildiğini öğrenir. Anlamakta zorlandığı olmayan bacakları ve vücuduna rağmen nasıl hareket ettiğidir ve bunu subay hanıma sorar. Subay hanım da Kaptan Steven'ın bir öğretmenin  bedeninde var olduğunu söyler. Yani, hareketler içinde bulunduğu bedene ait, eylem  ise kendi beyninin komutları olduğudur. Olayın başlaması ile bitmesi arasındaki zaman dilimi süresi sekiz dakikadır. Bu sekiz dakikalık sürede trene bombanın kimin koyduğu öğrenilecek ilgili kişi yakalanacaktır. Subayın görevi bombayı kimin koyduğunu anlamaktır. Ve bu durum için sekiz dakikalık zaman aralıklarıyla tren- kapalı alan arasında gider gelir. Amaç bombacının bulunup patlamanın önlenmesidir. Bütün  bunlar olurken Kaptan Steven bombanın bulunması ve patlamanın  önlenmesi ile içinde bulunduğu bedende yaşama devam edebileceğidir, paralel evrenlerin birinde.Zaten bombanın bulunup patlamanın önleneceği o paralel evrendir.  

Okumaya devam et