“Tarım sektörünün kur hareketlerine duyarlılığının ekonomi politiği”

Havva TUNÇ

Döviz kuru, ulusal para biriminin yabancı para birimi karşısındaki nispi fiyatıdır.Döviz kurlarındaki değişmeler sonucunda ulusal paranın fiyatı yabancı para cinsinden ya da yabancı paranın fiyatında ulusal para cinsinden değişmeler ortaya çıkar. Diğer bir deyişle kurlardaki bu hareketlilik ulusal paranın satın alabileceği ve/veya satacağı mal ve hizmetlerin fiyatlarını etkiler. Kur hareketliliği ulusal paranın değer kaybı ile sonuçlanıyorsa ülkenin satın alacağı her türlü mal ve hizmetin birim fiyatı artacak anlamına gelir buna karşılık satacağı mal ve hizmetler ucuzlar.Eğer ülke üretmek için,girdi bağlamında, ithal etmek zorundaysa maliyet ve fiyat artışı kaçınılmaz olur.

Tarım Sektörünün kur hareketlerine duyarlılığı hem ticaret,ithalat ve ihracat, hem de finansman açısından ele alınabileceği gibi kurların hem sektöre hem de genel ekonomiye etkileri birlikte analiz edilebilir ve etkilerin sektör üzerindeki yansıması kısa ve uzun vadeli olarak değerlendirilmelidir. Diğer taraftan doğru politikalar üretebilmesi sektörün yapısı, girdi çıktı ilişkilerinin doğru okunabilmesi için gereklidir.

Genel ekonominin kur hareketlerine duyarlılığı sektörel netlikte olamayacağı gibi bazen ikilemlerle karşılaşabilinir. Bu nedenledir ki merkez bankaları izledikleri kur ve kambiyo politikaları ve finansal araçlarla kur hareketlerin ekonomi üzerindeki etkileri minimize etmeye çalışarak fiyat istikrarını sağlarlar. Türkiye ekonomisinde, kur hareketleri fiyat istikrarının sağlanamamasının ana nedenlerinden biridir. Özellikle tarım sektörünün girdi çıktı ilişkisinde, istikrar bağlamında, kur hareketlerine duyarlılığı oldukça yüksektir.

Genel anlamda Tarım Sektörü, gerek ülke nüfusunun gıda maddeleri ihtiyacını karşılaması gerek sanayi sektörüne ham madde sağlaması ve sanayi ürünlerine talep yaratması gerekse ihracata söz konusu olan tarımsal ürünlerin yüksek katma değeriyle ulusal gelir ve dış satıma katkısıyla ulusal ekonominin temel köşe taşlarından biridir. Türk Tarım sektörünün kendine has istihdam yapısı, toplam aktif nüfusun % 29’nun tarımda istihdam edilmesi itibarıyla, tarımın Türkiye Ekonomisi için önemini ifade etmektedir.

Türk tarımsal ürün arzında yaşanan üretim dalgalanmaları tarımda hem iklim değişikliği hem yeterli sermaye birikiminin olmaması hem de tarımsal üretimin babadan kalma metot ve yöntemlerle yapılmasının bir sonucu olması yanı sıra kur hareketlerine sektörün duyarlılığı tarımsal fiyatlarda istikrarının bozulması yanı sıra genel ekonominin de özellikle fiyatlar genel düzeyini olumsuz etkilemektedir. Diğer bir deyişle yurt dışı gıda fiyatları son üç yılın en düşük seviyesindeyken ulusal gıda fiyatlarındaki olağan üstü artışlar ulusal gıda fiyatların, yurt dışı gıda fiyatlarından ayrışmasına yol açmış olup bu durum kur hareketlerinin bir yansıması olarak değerlendirilmelidir.

Tarımda fiyatlar sanayi kesiminden farklı bir yapı göstermektedir.Sanayide marjinal maliyet marjinal gelir eşitliği ile belirlenen fiyat ve üretim düzeyi tarımda farklılık göstermekte olup birde buna kur hareketleri eşlik edince fiyatlar istikrarsızlığın ifade eder oluyor. Zira Tarımsal üretim serbest piyasa ekonomisinde satılmalarına karşılık üretimin ve üretimin temel girdileri eksik rekabet veya eksik rekabete yakın piyasalardan tedariki sektörün çift taraflı sömürüye açık olduğu anlamına geleceğinden kurda yaşanan olağanüstü hareketlilik bu sömürünün kurumsallaşmasına yol açmakta olup hem üretici hem tüketici kaybettiğinden ekonomide gelişim gösterememekte yani kaybetmektedir.

Türk tarımında tarımsal üretimde ve tarımsal fiyatta istikrarın elde edilememesi durumunda,gıda ihtiyaçların giderilmesi ve sanayiye girdi tedariki bağlamında tarımsal gelişimin gerçekleşmesini umut etmek ya da beklemek romantik olmaktan başka bir şey değildir. Diğer bir deyişle ulusal paranın yabancı para karşısındaki aşağı ve/veya yukarı hareketlilik yani değer kazanımı ve/veya değer kaybı hem mikro bağlamda hem de makro bağlamda ekonomiye etkisi Türk tarımında ve Türkiye Ekonomisinde olduğu gibi istenen düzeyde olmuyor.

Türk Tarım Sektöründe kur hareketliliğinin tohum, gübre, enerji gibi temel tarımsal girdilerde sebep olduğu maliyet artışları sektörün gelişimini bozmakla beraber dış dünyaya karşı rekabet avantajını minimize etmektedir. 2015 yılı yurt dışı gıda fiyatları son üç yılın en düşük seviyesindeyken ulusal gıda fiyatlarındaki artışların nedeni kur hareketleridir.

Hayvancılık dahil tarımsal üretimde temel girdi olan saman, yem, tohum, mazot ve gübre gibi temel girdiler yanı sıra traktör gibi temel teknik araç ve gereçlerin bir kısmı ithalat edilmekte olup kurdaki hareketlilik özellikle ulusal paranın değersizleşmesi tarımda maliyetlerin artmasına yol açmaktadır. Daha hasat elde edilmeden kur hareketinden kaynaklanan maliyet artışı tarımın gelişimine engel olmakta ve genel ekonomi bağlamında da enflasyonist baskı yaratmaktadır. Doğal çevre ve serbest piyasa koşullarının etkilerine, kurdan kaynaklanan maliyetler eklenince tarımda gelişmenin olası olmayacağı anlaşılır. Dolayısıyla tarımda izlenen ya da izlenmekte olan politikalarda bu nedenle korumacı destekleyici olmak zorundadır.

Amerika ve Avrupa Birliği ekonomilerinde tarım sektörünün ekonomiye katkısında oldukça başarılıdırlar. Türkiye ise kendi kendine yeterli olabilen dünyanın yedi ülkesinden birisiyken izlenen ve/veya izlenmekte olan tarım politikalarından istenen sonuçları elde edilemediği gibi temel tarım ürünlerinde hala ithalatçı ülke konumundadır. Ve hatta bazı temel tarım ürünlerde ihracatçı konumu sorgulanabilecek düzeye gelmiştir.

Türk Tarımı izlenmekte olan serbest kur politikasının doğrudan etkisi altında olması yanı sıra maliyet ve üretim yetersizliğinden kaynaklanan sorunlara çözüm bulmak amacıyla, vergilerin sıfırlanarak izin verilen serbest ithalat politikasıyla tarım sektörü,üretim ve üretici bağlamında, yok olması demektir. Diğer taraftan para piyasasının istikrarını korumakla görevli para otoritesi, tarımın kendine has yapısal özelliği nedeniyle, ekonominin özel durumlardan geçtiği dönemlerde,hızlanan kur hareketlerinden sektörün zarar görmesini önleyecek sektörün gelişimine engel olmayacak yapısal düzenlemeleri sağlayacak politikaları acilen uygulamaya koymalıdır aksi taktirde sektör için çok geç olabilecektir.

Comments Closed